GÜNCEL

Anne-Baba

Bebek-Çocuk

Eğitim

Sağlık

anne, bebek, çocuk, baba, blogger, yemek, uyku, tuvalet, diyet, makyaj, güzellik, sosyal sorumluluk, oyun, oyuncak, teknoloji, sağlık, eğitim



Neden Çocuk Devam Sütü?

Çocuklar, büyüme ve gelişimlerinin büyük bölümünü 1-4 yaşları arasında tamamlarlar. Yiyeceği yemekler konusunda çok seçici olabileceği bu yaşlarda çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel gelişimi için zengin ve doğal içerikli gıdalarla beslenmesi gerekir. Güçlü bir bağışıklık sistemi de bu fiziksel ve zihinsel gelişimi taşıyan vücudu mikroplara karşı koruyarak, büyümede çok önemli bir görev üstlenmektedir.



Neden Pınar Çocuk Devam Sütü?

Çocuklar, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin yanı sıra bağışıklık sistemlerini güçlendirecek besin ihtiyaçlarının önemli bir kısmını sütten alabilir. Çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişiminin ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi için ona süt içirebilirsiniz.
1 yaşından büyük çocuklarınızın fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişimini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini desteklemek için, saf süte prebiyotik lifler, vitamin ve mineraller ilave edilerek geliştirilen Pınar Çocuk Devam Sütü’nü güvenle içirebilirsiniz. Pınar Çocuk Devam Sütleri B12, Çinko ve Kalsiyum kaynağıdır.

Altı aydan büyük bebeklerinize ise onların 6-12 aylık dönemlerinde ihtiyaçları olan vitaminlerive mineralleri karşılayacak şekilde geliştirilmiş Pınar İlk Adım Devam Sütü’nü verebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.
anne, bebek, çocuk, baba, blogger, yemek, uyku, tuvalet, diyet, makyaj, güzellik, sosyal sorumluluk, oyun, oyuncak, teknoloji, sağlık, eğitim


Televizyon son zamanların belki de "annelere yönelik" en büyük baskı konularından biri. (doğum şekli, emzirme, mama, bez bırakma ayı, yemek yedirme diye liste uzuyor aslında)

Biz televizyon izleyen bir aileyiz. Ama keskin değişmez kurallarımız var.


  • Çocuklar uyanıkken çizgifilm kanalları dışında kanal açılmaz.
  • 19.30 da televizyon kapanır. (çocuklar uykuya gidince kumanda babaya geçiyor.)
  • Belli mesafeden yakın televizyon izlenmez. Buna da yasak demedim. "İzlerseniz gözünüz bozulur." unuttuklarında televizyonu hemen kapadım, koltuğa oturduklarında açtım. Otomatiğe bağladık böylece :)





Gelelim çocuklarla televizyonun ilişkisine:



  • İlk dönemler tabi ki bir heyecan vardı. Değişik karakterler, periler, süper kahramanlar, şarkılar, renkler ilgi çekici faktörlerdi. Herşeyi bırakın kim çizgifilm sevmez ki?
  • Sürekli izleme isteği - kapatınca ağlama / isyan tabi ki bizde de yaşandı.
  • Ben yasakla öğretme ya da "hiç görmesin - öğrenmesin" ile yaşamaya karşıyım. Bu nedenle televizyonun ne olduğunu bilerek büyüdüler.
  • Odalarında televizyon yok.



Peki ben neler yaptım / yapıyorum:

"Televizyonu açınca 1 veya 2 sevdikleri çizgifilmi seyrettiklerinde sesini rahatsız edici oranda yükselttim."

Evet çok güzel işe yaradı. Hayır demek yerine rahatsızlık verdim onlara.

Ya da evin elektrik şalterini kapattım. "hep elimde olmayan nedenlerle televizyon bitti dedim"

Televizyon saatleri dolduğunda istekleriniz başka yöne çekecek bir olay başlattım. En sevdikleri oyuncakları televizyonun önüne döktüm. Ya da yemek yapmama kim yardım eder dedim.

Çamaşır katlama arkadaşı arıyorum diye seslendim diğer odadan. Böyle böyle gizli dikkat dağıtıcı taktiklerle "televizyonu" ana merkezden çıkardım.


Televizyon izleyen bir aileyiz ama bunları çıkarınca geriye ne kalıyor bende bilmiyorum. Pek de izleme şansımız olmuyor artık. En son ne zaman haberleri izledim bilmiyorum. Pek de istek yok aslında. 

Kış geliyor uzun süredir dans ve spor yaptıran oyun konsollarından istiyoruz. Modele karar verince alacağız. Çizgifilm yerine hareketli aktivitelere geçiş ayları geldi çünkü.

Zaten sabah uyan kahvaltı giyin kapıdan çık 8:30. Eve geri gelişleri 14:45.

Tekrar yemek - giyin - otur dinlen saat 15:30.

1 saat dinlenme (genelde meyve tabağı ile çizgi film partisi yapıyoruz). Sonra herkes odasına ders - oyun - boyamasına gidiyor. Bende akşam yemeği hazırlamaya. Yemek yedir banyo yaptır sonra biraz şımar derken hop oldu akşam.

Dedim ya "ne zaman televizyon izliyoruz bende bilmiyorum ama bizde yasak yok. Sadece çeşitli taktikler var."

"Benim çocuklarım için" yasak denilse ters etki olacağını biliyorum. Bende böyle bir düzen kurdum.

Sizin evde durumlar nasıl?


Sevgiler, 
Çiğdem



anne, bebek, çocuk, baba, blogger, yemek, uyku, tuvalet, diyet, makyaj, güzellik, sosyal sorumluluk, oyun, oyuncak, teknoloji, sağlık, eğitim
Elif bu yıl 1. sınıfa başladı. Değişikler heyecanlarla dolu bir yıl. Tabi benim başka hayallerim vardı ama hayallerle gerçekler çok ayrı.

Bir kez daha deneyimledim bunu (o da yarı bir yazı konusu olsun)

Elif sabah 8.30 - 15.00 arası okulda. Sabah kahvaltımızı bazen çok güzel yaparken bazen uykuya yenik düşerek koşarak yapıyor.

Okulda kuruyemiş ve yemek saatleri var.

Bende her ihtimale karşı çantasına "harçlık" koymaya başladım.

İlk günler 4 tl koyarken sonra bunu 3 e düşürdüm.
Eğer bozuk para yoksa 5 tl koyup "bunu 2 günlük düşün" diyorum.

Zaten beslenme çantası ile gittiğinde paraya ihtiyacı olmaz ama her ihtimale karşı bu sisteme başladık.



Tabi kendinden de böyle bir istek gelmişti. Çünkü okuldaki şu önemli yeri duymuştu: Kantin

Evet okul açılmaya yakın bu kelime onu merak içine soktu. Acaba nasıldı? Neler vardı? Kendi gidecek miydi? Parasını nasıl verecekti? 

Yapabilir miyim anne? Evet yaparım ben anne (daha cevabı beklemeden)

Cevabı beklese bende "yaparsın kızım, dene" diyecektim.

Okul kantininde asit içecekler, cips, şeker gibi şeyler yok. Ama karışık tost var. Ben evim dışında ve çok iyi bildiğim yerler dışında dışarı da "et ürünleri" tüketimine karşıyım. Yani "çok acıktım gel şurada lahmacun yiyelim, döner yiyelim" yapmam - yapamam.

O nedenle Elif'e bir kaç konuda dikkat dedim:

* Sadece kaşarlı tost alabilirsin.
* Paranın hepsini bitirmek zorunda değilsin, bir kısmı gelince "kumbaraya atılmalı".
* Bazen canın çikolata veya bir arkadaşının elinde gördüğünü isteyebilir. Alabilirsin. Ama önce beslenme çantanda olanlar bitmeli.
* Arkadaşların sana sürekli "hadi kantine gidelim, bana şunu al - bunu al" derse bu doğru değil. Bir arkadaşının yardımına ihtiyacı olduğunda yardım et ama hergün bu şekilde ise bu olmaz.
* Belki arkadaşının bişeye alerjisi var. Annesi - babası bu nedenle ona harçlık vermiyor olabilir. Bunu düşün.

Ve ilk kantin alışverişi sonrası evdeki sohbet:

--- Anne bugün kalbimde bişey hissettim. Hani böyle gıdıklanır gibi ama güm güm sanki. Yani çok gülmek istedim - güldüm - nasıl anlatsam anlamadım işte. Bana ne oldu bugün?

--- Çok mutlu olmuşsun kuzum. Uzun süredir beklediğin bişeyi başardın. Kendi paranı ödeyerek alışveriş yaptın ve sınıfına gittin. Seninle gurur duyuyoruz.


***
Sadece kantine gitti ve mutlu oldu.




Hayat nekadar kolay aslında değil mi?

Mutlu olmak için 1 tl ye gidip bir ayran almak bile yetiyor.

Çocuklardan öğrenecek ne çok şeyimiz var.


Sevgiler,

Çiğdem