GÜNCEL

Anne-Baba

Bebek-Çocuk

Eğitim

Sağlık

anne, bebek, çocuk, baba, blogger, yemek, uyku, tuvalet, diyet, makyaj, güzellik, sosyal sorumluluk, oyun, oyuncak, teknoloji, sağlık, eğitim
Herkes ama herkes artık benim çizgifilmlere olan düşkünlüğümü biliyor. İçinde sevgi, aile ve arkadaşlık olan her çizgifilmi izleyebilirim. Hele içinde sihir varsa, renkgarenk karakterler varsa değmeyin keyfime.

My Little Pony de işte böyle bir çizgifilm benim için. Uzun süredir Elif ve Kerem’le izlediğimiz “paylaşma, yardımlaşma, doğruyu söyleme, mutluluk” gibi konuları güzel işlediğine inandığım ve içinde şiddet olmayan bir çizgifilm My Little Pony.

“Sihir, iyilik, dürüstlük, sadakat, cömertlik, mutluluk” özellikli 6 ana pony karakterinin arkadaşlığı çevresinde dönen hikayeler var her bölümde.


Böylesine “arkadaşlık ve paylaşma” içeren bir çizgifilme de ne yakışırdı peki? “Arkadaşlık Günü” nü hiç tanımadıkları arkadaşları için daha özel kılmaları: “Oyuncağını paylaş arkadaşlığın sihrini ortaya çıkar.” diyen Pony’lere Joker mağazaları kapılarını açmış.




Kuzularımızın “artık oynamadık oyuncakları” Joker mağazalarındaki oyuncak istasyonlarına bırakıyoruz. Pony’lerde üzerine 5.000 oyuncak ekliyor ve çok uzaktaki arkadaşlarımıza ulaşıyor.

Tabi ki oyuncaklar güzelce temizlenip, bakımı – tamiri yapılıp onları bekleyen çocuklara ulaştırılacakmış. Bu konuda GEA projeye destek veriyor.




Hemen odalarımıza koşup oyuncak dolaplarımıza bir bakalım diyorum. “Sevdiğimiz ama artık yeterli zaman ayıramadığımız” bazı oyuncaklarımızı onunla daha çok zaman geçirmeyi planlayan bir arkadaşımıza göndermek; “arkadaşça ve cömertçe” bir hareket olmaz mı?




Unutmadan http://mylittlepony.hasbro.com/tr-tr/friendshipday ziyaret edip kendi Pony’nizi takip ederek sürprizleri de görebilirsiniz. (Benim ki Twilight Sparkle: evet biraz sihir düşkünlüğüm var)

My Little Pony’lere bu arkadaşlık günününde daha fazla çocuğa ulaşmaları için yardım edelim mi?

Biz hazırlıklara başladık.
Bakarsınız Joker’de karşılaşırız.


Sevgiler,
Çiğdem






anne, bebek, çocuk, baba, blogger, yemek, uyku, tuvalet, diyet, makyaj, güzellik, sosyal sorumluluk, oyun, oyuncak, teknoloji, sağlık, eğitim



Picasso Kadını Olmayın !

Kübistler soyut sanatın öncüsü olarak kabul edilirler. Picasso'nun öncülerinden olduğu bu akımda, sanatçının çizdiği şeyler gözün gördükleri değil zihnin gördükleridir. Burada objeler analiz edilip parçalara ayrılır ve sonra yeniden birleştirilir. Sanatçının yaratıcılığın kaynağının duygu ve deneyimleri  olduğu düşünülürse, kübist bakış açısının sanata yepyeni boyutlar kattığı ve modern sanatın sınırsız ifade zenginliğinin temeli olduğu söylenebilir.

Ne ilginçtir ki ayna karşısında kendi yüzümüz veya vücudumuzla ilgili bir değerlendirme yaparken biz de kübist sanatçılardan farklı değiliz. Kimi zaman dudağımızın kenarındaki bir kırışıklık, kimi zaman da belimizin bir bölgesindeki yağlanma zihnimizde diğer bütün bölgelerden ayrışır, öne çıkar ve daha büyük bir anlam kazanır. Bu arada yüzdeki diğer sorunlar veya sarkan göbekler önemini kaybeder, sadece büyütülen sorun için bir çare aranmaya başlanır.

İşte belki de bu yüzden plastik cerrahlarla yapılan görüşmeler sinir bozucu olabiliyor. Onlar bir bütünü görmek ve bu bütün içinde ideal oranları kurgulamak üzerine yetiştirildikleri için yüzünüze bakıp çok fazla kusur sıralayabiliyorlar. Ve bunların büyük kısmı da hastanın farkında olmadığı sorunlar olabiliyor. Moral bozucu bu deneyimi doktorun bir pazarlama girişimi veya mesleki deformasyonu olarak değerlendirmek yerine bir profesyonelin işini yapması olarak algılamak hayırlara vesile olabilir.

İnsanın vücudu bir bütündür ve bu bütünü görmenin ilk basamağı da siluetimize bakmak olabilir. Siluet analizi aslında bize pek çok bilgi verir. Üstelik bu bilgiyi almak için yüz yüze görüşme mesafesinde olmamız bile gerekmez. Karşı kaldırımda yürüyen kadının genç mi yaşlı mı olduğunu, yüzünün hatlarının nasıl olduğunu, kilo problemi var mı, varsa daha çok hangi bölgede olduğunu bir bakışta söyleyebiliriz. Planlanacak estetik girişimlerde de bu silueti göz önüne almak daha iyi sonuçlar doğurur. 

Örneğin gövdeye kilo almaya meyilli (elma tipi vücut şekli) olan bir kişide meme-karın ve bel sorunları bir arada düşünülmeli ve varsa buralardaki sorunların hepsi birden düzeltilmelidir.  Kalçaya kilo almaya meyilli (armut tipi) kişilerde ise karınla beraber popo ve bacakların üst kısmı birlikte değerlendirilmeli ve  şekillendirilmelidir. Aksi takdirde elde edilen sonuç eksik veya başarısız görünmektedir. 

Ancak hastalar genellikle "meme küçültme istiyorum" veya "karın gerdirmek istiyorum" gibi belli bir bölgeye yönelik şikayetle gelmektedirler. Ek işlemler gerektiğini duyunca şaşırmaktadırlar. Gövde estetiğine yönelik işlemlerin bu şekilde gruplandırılması "vücut şekillendirme" dediğimiz bir bütüncül yaklaşımı ortaya çıkarmıştır. Bu yaklaşım mide küçültme ameliyatı sonrası aşırı kilo kaybeden hastalara uygulanan estetik işlemlerde de uygulanmaktadır. Bu hastalarda karın germe-popo kaldırma ve bacak germe aynı seansta ortak kesilerden yapılmaktadır.

Gövdedeki bu bütüncül yaklaşım yüz içinde geçerlidir. Burun estetiği için gelen bir hastada alın-burun-çene oranları arasındaki dengeyi gözetmek gerekir. Burnu sivri, çenesi geride bir profilde sadece burun ameliyatı ile estetik bir sonuç elde edilemez. Yan profilde çene geride kaldığı için burun normal büyüklüğe getirilse bile uzun durur. Bu hastalarda burun ameliyatı sırasında çene ucuna ufak bir implant koymakla çok daha iyi bir sonuç elde edilebilir.

Yüz gençleştirme için başvuran hastalarda da yüzde yaşlanmanın en az 4 kategoride olduğu anlatılmalıdır ve yaşa göre bu kategorilerin bir kısmı veya hepsinde birden işlemler yapılmalıdır. Ancak burada da hastalar genellikle tek bir bölgeye odaklanarak gelirler ve bazen sadece bunu düzelttirmekte ısrar ederler. 50 yaşındaki bir bayanın sadece yüz germe işlemi ile 35-40 yaşa dönmesi mümkün değildir. 

Ciltteki yaşlanmaya yönelik soyma işlemleri, yüzdeki erimelere yönelik yağ veya dolgu enjeksiyonları, mimik çizgileri için botox uygulamaları da gerekir. Bunun yanında yapılacak işlerin hiyerarşik bir sırası da vardır. Bazı işlemleri diğerlerinden önce yapmak gerekir. Örneğin yüzde yaşlanmanın uzaktan algılanan 2 önemli bulgusu vardır. Birisi gıdığın çıkması, ikincisi de göz altı torbalarının oluşmasıdır. Yüzdeki ufak tefek sarkmalar ve kırışıklıklar bu iki sorun kadar önemli değildir. Bu sorunların öncelikle giderilmesi gerekir.

Bütüncül yaklaşımı sadece estetik sorunlara değil genel olarak fiziksel ve ruhsal sağlığımıza da uygulamak iyi bir fikir olabilir. Güzellik sadece bir görüntüden ibaret değildir, içersinde belli bir canlılık ve enerjiyi de barındırması gerekir. Yaşlanma da sadece yüzümüzdeki bulgulardan anlaşılan bir olgu değildir. Eklem problemleri nedeni ile bir bastondan destek alarak yürüyen bir bayanın yüzünün çok iyi yapılmış olması onu toplamda daha genç hale getirmez.

Sağlıklı güzellik, güvenli bir estetik dileği ile.

Prof.Dr.Ferit Demirkan
http://www.feritdemirkan.com
Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi

Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı


anne, bebek, çocuk, baba, blogger, yemek, uyku, tuvalet, diyet, makyaj, güzellik, sosyal sorumluluk, oyun, oyuncak, teknoloji, sağlık, eğitim
112 hepimizin bilmesi gereken ama inşallah hiç ihtiyaç duymayacağımız "acil durum" telefon numarasıdır. Hani yabancı filmlerde 911 duyarız ya; işte onun bizim versiyonu :)

Normal telefon hattından ya da cep telefonundan arayabilirsiniz.

  • Kaza durumunda
  • Aniden hastalanmalarda
  • Yangın
  • Ambulans
  • İtfaiye
  • Polis (155 de aranabilir)

gibi ihtiyaçlarda "112'yi aradığınızda, İl Ambulans Servisi Komuta Kontrol Merkezine" ulaşırsınız. 

Telefonda size çeşitli sorular soracaklar:


  • Ne oldu ?
  • Nerede oldu ?


gibi. İşte esas "sakin ve dikkatli olmamız gereken anlar" burada başlıyor.







112 Acil Servis’in aranması sırasında nelere dikkat edilmelidir?

ð Sakin olunmalı ya da sakin olan bir kişinin araması sağlanmalı,

ð 112 merkezi tarafından sorulan sorulara net bir şekilde cevap verilmeli,

ð Kesin yer ve adres bilgileri verilirken, olayın olduğu yere yakın bir caddenin ya da çok bilinen bir yerin adı verilmeli,

ð Kimin, hangi numaradan aradığı bildirilmeli,

ð Hastanın/yaralının adı ve olayın tanımı yapılmalı,

ð Hasta/yaralı sayısı ve durumu bildirilmeli,

ð Eğer herhangi bir ilkyardım uygulaması yapıldıysa nasıl bir yardım sağlandığı belirtilmeli,

ð 112 hattında bilgi alan kişi, gerekli olan tüm bilgileri aldığını söyleyinceye kadar telefon kapatılmamalıdır.



"İlkyardım" hakkında sorularınız veya "ev kazaları, bebek-çocuk acil durumları" hakkında sorularınız, "bu da olsun soran anne" dediğiniz her konuyu lütfen yoruma yazın.
Ve unutmadan yazmak da fayda var: İlkyardım, sadece "tıbbi yardıma hazırlıktır, asla tedavi değildir." 

Sağlıklı günler,
Çiğdem